JEORADYOLOJİ

Değerli okurlar,

Jeofizik ile tıp arasında enteresan bazı benzerlikler vardır. Bugün tıp dünyasında kullanılan MR (Manyetik Rezonans) sistemi ile biz jeofizikçilerin yeraltı suyu tespiti ve aramasında kullandığı NMR (Nükleer Manyetik Rezonans) sistemi aynı tekniğin bu iki farklı alandaki farklı uyarlamalarıdır. Daha önceki makalelerimde NMR tekniğini anlattım. Bu makalemde ise bu konuyu irdelemek istedim.

Aletsel tıptaki Radyoloji uzmanlık alanı malumunuz adından da anlaşılacağı üzere radyo frekanslarıyla ilgilidir. Bu sistemi kabaca tarif edecek olursak kararlı radyo frekanslarının manyetik alana tabi tutularak atomlardaki değişikliklerin saptanmasıdır. Tomografi-MR cihazları ile vücuttaki hastalıklı kitle nasıl tespit edilebiliyorsa yeryüzünü de bir hasta olarak düşünürsek hastanın yani yeryüzünün organlarına, yumuşak ve sert dokusuna kadar inmemiz şarttır. Yani yeraltının neresinde su var neresinde yok bilmemiz gerekir. Çünkü suyun içindeki hidrojen atomunun içinde bulunan ve çekirdek yapıyı oluşturan proton bizlere bu kapıyı sonuna kadar açmaktadır. Bizler buna Jeoradyoloji diyoruz. Ancak jeoradyolojinin sadece görüntüleme üzerine dayalı yoruma sahip tıp radyolojisinden farkı matematiksel değerlendirme ve bu nedenle analitik yoruma dayalı bir görüntüleme tekniğine sahip olmasıdır.

Kıymetli okurlar, bu makaleyi kaleme alma sebebim aklınıza takılan sorulara az da olsa cevap bulmaya çalışmaktır. Süslü cümleler kurup yaptığımız işi yüceltmek veya egoist bir tavırla ukalalık yapmak haddim değildir. Ya da konuya çok fazla bilimsel yaklaşıp teknik terimlerle matematiksel fomüllerle, bilimsel teorilerle kafanızı karıştırmak da istemem. Aşağıya bıraktığım linklerde NMR hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Çoğu kişi EM ile MR’ı birbirine karıştırır. Hatta bu karışıklığa çok ilginçtir ki birçok jeofizik mühendisinin de düştüğünü gördüm. Bugüne kadar yanımda onlarca jeofizik mühendisi çalıştı ve halen eskiden beri çalışanlar var. Şunu çok net bir şekilde gördüm ki yeni mezun olmuş meslektaşlarımız genelde bu iki tekniği aynı şey gibi algılıyorlar. Bu durum bir zamanlar sinirlerimi çok bozuyordu. Tabi bu öfkem meslektaşlarıma değil onların eğitimlerini veren eğitimcilereydi. Bugün üniversitelerimizde maalesef jeoradyoloji net ve detaylı bir şekilde öğrencilere anlatılmıyor. Hiç bir üniversitemizde NMR cihazı yok. Birçok üniversitede GPR cihazı bile yok. Tabi ki jeofizik bilim dalı olan üniversitelerimizi kast ediyorum. Diğerleri üzerlerine alınmasın. Öğrenciler mezun olduktan sonra bu cihazları görmek için ya şirketimize başvuru yapıyorlar yada Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da iş olanakları arıyorlar. İşe aldığımız arkadaşlarımıza NMR’ı anlatmak öğretmekte çok zorlanıyoruz.

Buradan tüm yetkililere çağrı yapıyorum: Lütfen bu teknolojiyi üniversitelerimizin ilgili bölümlerinde hakkıyla öğretelim.